Yaz Çocukları

Çocuktuk; yaz, tatil demekti. Havanın geç kararması, sokakta daha uzun oynayabilmek… Su terli terli içilirdi ve oyunlar hep diğer sokakta oynanırdı. Ellerimize tutuşturulmamıştı cep telefonları, annelerimiz “Hadi geç oldu” diyerek çağıramazdı bizi yukarı. Hiç unutmam, kolumdaki saati ya durdurur, ya geri alırdım. “Ben geç kalmadım, saat durmuş, bir daha olmaz.” Biz, şehirde de olsa bu tadı yaşayabilen son nesilmişiz meğerse…

Biz, yine çocuktuk; yaz, doya doya bisiklet demekti. Herkesin birbirini bildiği mahalleri keşfe çıkardık kendimizce. Bir sokaktan diğerine, diğerine… Yaz, sıcak… Ki dondurma yememize annemizin karışamadığı en güvenilir sığınaktı birkaç sokak öteler. Bisikletle üç dakika… Hasta olmak, kimin umrunda… Şimdiyse çocuklar bisikletlerini apartman bahçelerinde sürüyor, sokaklar tehlikeli… Daire çizmekte ustalar, iki elini bırakıp sürmede çırak…

Biz, eskiden çocuktuk; yaz, yüzmek demekti. Hele sıcak memleketse ve ailenin yazlık evi yoksa, günübirlik de olsa yüzmeye gidilirdi. O ne büyük zevkti… Başında güneşten koruyan şapka yalanı, denize beş kala kumdan kaleler… Şimdi kumda ne kadar oynasam da eskisi kadar üzmüyor beni, dalganın, ustalıkla yaptığım kaleleri yerle bir etmesi. “Eeeh” demek, an meselesi… Çocuklarsa, bundan ağlayabiliyor… Ne güzel… Çocuklar…

Biz, bir ara büyüdük… Ne ara oldu biz de anlamadık, çok da heves ederdik büyümeye, fark edemedik… Yeni yaşlara girmek de değil bu, o kadar basit değil. Bir yaş daha büyük olmak, bizi olsa olsa daha fiyakalı yapmalıydı. Küçükleri oyunlarımıza almayıp, geçerdik, hepsi bu. Belki de tam bu yüzden, hep imrenmiştik büyüklerin oyunlarına. Küçüklerimiz de arttıkça, çekilir olduk sokaklardan. Kardeşlerimizi yukarı çağırır olduk zamanla. Nerede kaldı bu çocuk, aranır olduk. Biz de çocuktuk, anne olduk, baba olduk… Ama niye büyüdük, hiç anlamadık…

Çocukluğumuza geldi belki, bilemedik, büyüdük…

Nergisler…

eskisi gibi değil, demiştin…

O bereketli bahçe…

yok, inanmam, kötülenmez…

Dönsem yine,

çocukmuşuz gibi yapsak…

yetmese boyumuz

parmaklıklardan uzansak…

yanı başımızdan geçen arabalara

biz yine aldırmasak…

eskisi gibi dolar mı ciğerlerimize

güzelliğin o ışıldayan büyüsü…

Yok, inanmam,

böyle de büyünmez…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir