Reng-i Kahve

 

Reng-i Kahve ve O Renk

“ Hani her şey, bizim için onlara yüklediğimiz anlamlardan ibarettir aslında. Günler geçtikçe değişir hayat gibi, şekillenir. Kendi benliğinde bir anlam bulur. Bizim için çırpınır; bize ifade edeceği güzellikleri gösterebilmek içindir her şey. Ancak yine de zamanın soğukkanlılığında yavaş yavaş ve en doğru şekilde ulaşır hep amacına.

Renkler de ihtiva ettiği anlamlarla yaşatır insana kendisini. Ve her insanın da bir rengi vardır.

Kahverengi o renklerden biri; ”

Tarihin reng-i kahve… Bitmek bilmeyen yılların sonsuz eserini yansıtır. Yaşamı anlatır; yükselişleri, çöküşleri, gururu, hüznü, sevinci… Zamanı anlatır en önemlisi. Yalnız bir kere olduğunu anlatır zamanın, tekerrüre doymasa da. Hep bir şeyler söyler, nasihatler verir kulak verip dinleyene, o rengi seyredene. Ataların rengidir bu renk, soyun rengidir. Her şeyiyle tarihin rengi…

Toprağın reng-i kahve… Gelinip de gidilecek olandır o. Varlığın timsalidir bu dünyada, evvel ve ahir zamanda. Soyluluğu, asaleti ve sadeliği gökkubbeyi kıskandırır. Onun güzelliğini bozmak için gök kubbenin akıttığı gözyaşlarıdır yağmurlar. Vefakâr bir sevgili, cömert bir arkadaştır toprak, Veysel’e sadık yar bana dostluktan esen tatlı bir rüzgâr. Ve hep o cömertliği ve asaletiyle vardır insanoğlu için. Ne de olsa kendinden bir parça…

O ki reng-i kahve… Yudumlarken, tüm sıcaklığı ve samimiyetiyle bir dostun nefesini verir. Hatırın ve gönlün efendisi o renk. Sohbet yüklüdür tadında. O tadı aldığında kanında sükûnet dolaşır insanın. Dostun sesi derinden gelir kahveyle. Usul usul güven verir insana. Kahve o güvenin rengi…

Sonbaharın reng-i kahve… Düşen her yaprakla birlikte yitirilen bir canlılıktır. Yitirilen her canlının ardından rüzgârın yaktığı usul bir ağıt… Hüzündür sonbahar. Ancak hep umut vardır. Pandora’nın kutusundan akan umuttur sonbahar yağmurları. O hüzne, ayakta duracağı canlılığı getirir. Yaşama gücünün, değerinin bilindiği ve yeniden yeşerdiği gündür sonbahar. Ve sonbahar kahverengidir…

Edebiyatın reng-i kahve… Sözler ahenkli bir yankısıdır hislerin. Divitin her dokunuşuyla yazılan ifadelerin rengi bu renk. Divan şairlerinin, aşk diye benim aşkımı anlattıkları dizeleri, hayata getirdikleri parşömenin rengi… Ahmed Paşa’nın

“Defteri-i hüsnün yazan hattın latif ü ter yazar

Yüzüne yüz vech ile mihr ü mehi çaker yazar”

diyerek, bana benim aşkımı anlattığı mısraların bende tuttuğu yerin rengi.

Mecnunun saçlarının reng-i kahve… Aşk yolunda ağaracak ve deliye giydirilmiş gömlek gibi bembeyaz olacak. Fedakârlığın ufak bir ifadesidir. Aşk diye aşka kendini vermektir. Geride bir parça yürek bırakıp sadece aşkı yaşamaktır sevgiliyle. Reng-i Kahveden eser bırakmayıp aşkın yolunda aklanmaktır bu renk. Bana sevgiliye giden yolu anlatır.

Onun gözlerinin reng-i kahve… Bakışıyla içimde sevgiyi, mutluluğu dolaştıran… Dalıp gidersem asla kendime gelemeyeceğim en tatlı intihar gözleri. Işığı, güzelliğiyle cennetten, sıcağıyla güneşten bir ışık; öyle sarhoş eden ve içimi ısıtan… Reng-i Kahve onun gözleri…

Ama Kırmızı… O Aşkın Rengi…

Reng-i Kahveye; Bana Hayat Veren…

Mahir Şahin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir