Mültür

 

Mültür

Orta yaşlarında bir adam evinde oturmaktadır. Dışarıdan düğün sesleri gelmektedir. Ve kızı yan odada üzerine düğün için giyeceği elbiseyi seçmektedir.

–        Kahretsin şu maç bitseydi bari.

Vakit akşamı biraz geçmiştir. Ve kına için oğlan evi neredeyse gelmek üzeredir. Adam elindeki bardakta kalan asidi kaçmış kolanın hepsini bir seferde ağzına doldurdu. Biraz bekletti. Beklettikçe avurdu ve dil altı yanmaya başladı. Yutkundu.

Dışarıdaki davul, zurna ve orkestra sesi, televizyonun sesini bastırıyordu. Zaten o yüzden adam televizyona yakın olmak için yerde oturuyordu. Bu yüzden kalçaları ve ayağı ağrımıştı, boynu ise tutulmak üzereydi. Arada bir sağa sola çeviriyordu. Yüzündeki tiki sıklaşmıştır iyice. Günün bu saatlerinde kızı yanına gelmeden hemen önce hep artar.

–        Allah kahretsin. Allah’ım ya, şu adamlara para vermeyeceksin ellerindekini davulcuya zurnacıya yatırıyorlar. Yok yani hadi davulcu ve zurnacı tuttun, orkestranın ne işi var yani. Davul-zurna âdetten hadi! Kızını verdiğinden beri söylenip duruyor adam “düğün için para lazım” diye. Madem paran yoktu ne için tuttun bunları, diyelim ki vardı, e bu sefer niye bağırıp çağırıyorsun param yok diye. Sanki senden para isteyeceğiz. Hem kız evinde davul-zurna neymiş yaf! Yeni âdet diye de bir yalan uyduruyorlar. Yok ya! Yeni âdetmiş! Eski âdeti değiştir sen, ona da yeni âdet de. Âdetten olması için onu herkesin kabul etmesi ve onlarca sene kullanması lazım. Üç günlük şeye âdet diyorlar. Kültür mültür bırakmıyorlar memlekette! Ne varsa yozlaştır ohhh!

–        Aman baba, söylenme artık! Sana mı kaldı kültürü korumak? Sen hazır mısın? Ben hazır sayılırım, çıkalım hadi! Bak davul sesleri de geliyor kına için geldiler herhalde.

Adam içinden:

Nasıl ya! Gündüz davul sesi yok muydu? Ne yani, ben rüyamda mı gördüm bütün bunları? Uyumadım ki hiç!

–        Baba ben takacağımız altını bulamadım hala!

Biraz sessizlikten sonra:

–        Hadi ama baba, gecikeceğiz artık!

–        Allah belanızı versin sizin bir gol atamadınız sabah beri.

Kız çekmeceyi açar ve bileziğini bulur. Dudağına sürdüğü boyanın eşit dağılması için dudaklarını ağzının içine çeker, yüzündeki allığı biraz daha belirsizleştirmek için orta parmağıyla biraz daha dağıtır son rötuşları da yapar.

–        Pat, pat!

Silah sesleri gelmektedir.

–        Pat, pat, pat!

Sesler, şarjörler boşaldığında kesilip dolduğunda tekrar başlamaktadır.

Kız elinde iki hap ve iğne ile içeri girer. Yanında da mavi önlüklü iki adam.

Davul ve zurnanın sesi birden kesilir, orkestradan sadece orgun fon sesi vardır, onun da tuşuna basan yoktur. İnsanların konuşmaları da bir anda susmuştur. Hayat durmuştur sanki.

–        Kızım bunlar kim?

–        Hiç babacım sadece sana düğün için elbiselerini giydirecekler. Sen çok nazlandın gelmemek için. Ben de iki tane adam tuttum.

Sehpanın önünde, yerde oturan adamın kollarından tutup yukarı kaldırır mavi önlüklü adamlar.

–        Bu şekerleri yuttuğunda düğünde nefesin kimseye kokmaz. Şimdi de sıra saatte. Yalnız, saati takarken kordonu kıllarını çekebilir. Canın bu yüzden birazcık acıyabilir. Bana kızmazsın bu yüzden değil mi?

Kız artık elindeki iki hapı vermiş ve iğnesini yapmıştır. Mavi önlüklü adamlar dışarı çıkarken. Kız uyuşuk vaziyette yatağına uzanıp yatan adamın yatağına oturur. Ve düşünür.

İki ilaç vermek için düştüğüm hale bak. En kral tiyatroculara taş çıkaracak duruma geldim neredeyse. Ya şu adamın hali! Nedir ki suçu? Yanlış zamanda yanlış yerde bulunan kızı! Yoksa yanlış yerde bulunan kurşun mu demeliydim? Oturduğu müstakil evinde sanıyor kendini hâlâ, ve kızını da hayatta. Her gün aynı sahneyi tekrar yaşıyor adam. Şu iğneyi birazcık geciktirsem, kızının önünde yere düştüğü sahne aklına gelecek, tiki iyice artıp sinir krizine girecek adamcağız.

Adamın sırtına yorganı çeker ve omuzlarını bastırırken:

Ya dışarıdakiler? Hâlâ  düğünlerde kurşun sıkarak eğleniyoruz. Bunca kötü örnekten ders almak yerine.

Yüksek sesle devam eder:

–        Bir gün o kurşunları o silahlara da sıkmak lazım!

ve lambayı söndürür. Birazdan yan odada yeni bir karakteri canlandıracaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir