Merhaba ile başlıyor herşey..

Bazen bir “Merhaba”, daha fazlasıdır yedi harfin, daha fazlası bir selamın ve daha fazlası bir konukluğun… Bazı merhabalar, mahal vermez, vedalara… Bir kez söylenişi bahanedir o halin bir ömür devamına, bir ömrü, devamına…

Ağzımdan çıkışı, ilk Merhaba’mın, altı yaşındayken, yanımda teyzem… Âşıkmışım ilk kez ve yolda görmüşüz, hoşlandığım çocuğu. Teyzem anlattığından mı oluşmuş kafamda bir kez, yoksa kendim mi hatırlıyorum, bilemiyorum. Teyzeme dönüp bir telaş, bir heyecan, bir ne yapacağını bilmezlik, “İşte teyze, Umut bu karşıdaki, sana bahsettiğim” demişim, yüzüm kızararak. Teyzemin yüzündeki gülümsemeyi hatırlıyor gibiyim, “Koş git, selam ver” demiş. Ben yayından fırlamış bir ok gibi gitmişim peşinden Umut’un. Çocukluk ya, beni koşar görünce kaçmaya başlamış. Park etmiş bir arabanın etrafında dönüp durmuşuz, o kaçmış, ben kovalamışım. Atiğim, yakalamışım, belki de yorulmuş. “Merhaba” demişim gülümseyerek, utanarak ve eminim kalbim yine hızla atarak, koşmaktan değil, aşktan. O şaşkın, bakakalmış… Ben görevimi başarıyla tamamlamanın mutluluğuyla dönüp gelmişim…

Şimdi gülüyorum, ilk aşkımın adının Umut oluşuna, onun kaçışına, benim kovalayışıma, yakalayıp selam edip bırakışıma ve en çok da yüzünü bugün hatırlamayışıma. Sanki bir güvercini dudaklarımdan salıverip, hayata teslim etmişim gibi… Sanki yüzü belirsiz bir umut tohumu, ta o günden yüreğime düşmüş gibi… Ben o “Merhaba”dan beri, hiç umutsuz kalmadım. Yeri geldi her şeyi oluruna bırakabileceğim bir akış, umudum oldu, yeri geldi nefes alışım. Ben o günden beri hep “Merhaba” dedim, umudumun surete büründüklerine, ne yaparsın herkesin dilinde, onlara farklı gelmedi belki ama benim için hep bir anlam ifade etti…

Bir merhaba ile başladı umut etmek
vedalara mahal vermedi,
bitmek bilmedi…
ve yazmak, bir merhaba ile
yaşamak, yetmedi,
saklı güvercinler, hiç bitmedi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir