Mendil

 

Bir Soru(nu)m var 98

Gözyaşı!

Yüzün virajlarında kıvrılan, dökülen ve sonunda çaresiz, kuruyan!

Bir anda ıslatan, ta ki sesi titreten! Bir yudum duygu, bazen sevinçle, bazen de sevince olan hasretle düşen! Yüzdeki çukurları ezbere bilen!

Gözyaşı!

O küçük bir damla su hoyrat deniz kesilir çoğu zaman. Ağısı yoğun şerbet gibi, ya da küçük ama pahalı taşlar. Akdeniz gibi tuzlu. Susuzluğa derman, ölüme körük.

Boğazı düğümleyen, hıçkırıklar koparan, gök gürültüsüyle inen yağmur taneleri. Kimi zaman yirmiye yirmi santimlik mendilde son bulan yağmur taneleri.

Hakikaten gözyaşı mendile değdiğinde üzüntü son bulur mu? Diner mi duygular gözyaşı fidanları büyüdüğünde?

Damlayan bir damla gözyaşı mıdır sadece?

–         Mendil ister misin abla?

Üç beş kuruş kazanmak, bir dilim ekmeğe bir parça peynir koymak için mendil satan çocuklar. Farkında mıdırlar insanların gözyaşlarını sildiklerinin? Yoksa muhtaç oldukları üç beş kuruşu aldıklarında yaptıkları yardımı unutmakta mıdırlar?

Mendile asıl ihtiyacı olanlar bu gözyaşı sahipleri midir, yoksa onu satan kişiler mi?

Bedeni esmer

Yüzünde birkaç yara izi,

Okumak için kimisi.

Dilencilikten iyidir ya,

Alın teri gibisi.

–         Ne kadardı ablacığım?

Gözyaşları yuvasından çıktığında üzüntüyü de taşır mı terkisinde ve kirpiklerin arasından intihar ederken her damla, taşıdığı duygu da beraberinde midir?

Ya bu damlaları emen ve duyguların kaybolmasını sağlayan şey mendiller midir?

–         50 kuruş abla?

Bir mendilin gözyaşından başka dokunduğu yer yüz ve el midir sadece? Daha derinde bir yerlerde yok mudur izi? Sızlatmaz mı hiç içi?

Eskidikçe daha bir değer kazanan gül oyalı mendiller mazide mi kaldı şimdi? Ya tek kullanımlık kağıt mendillerle çöpe giden anılar? Hatırlanır mı gidenlerin ardından sallanan eller? Ya o ellerdeki mendiller?

Gözyaşları geçip giderken kirpiklerimin arasından aklımdan geçenler köyümün kırlarındaki papatyalar, tarlalarındaki gelincikler, geceleri tepedeki mehtaptı dut ağacının yapraklarının arasından el sallayan, ve yediğim ekmeğin bir parçasını verdiğim ihtiyar köpeğimdi, bir de 50 kuruşa sevinen, masum, kirli ve anlamlı bir gülümseme. Bu unutulmaya aday anılarımın hepsi o kaybettiğim mendilimdeydi.

Gözyaşlarım o mendili arıyor şimdi!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir