Kurgusal Tarih Türünde Kaleme Alınmış En İyi Eserler

Kurgusal Tarih Türünde Kaleme Alınmış En İyi Eserler

Kurgusal tarih tanımı aslında oldukça basittir: Geçmişte geçen kurgusal bir hikâye anlatır kurgusal tarih türündeki eserler.Aşağıda yer alan kurgusal tarih türünde yazılmış eserler listesinde fantastik, gizem, macera ve romantizm gibi farklı türlerle birleştirilmiş çeşitli kitaplar yer almaktadır. Bu kitapların bazılarında ana karakter olarak hikâyede yer edinen kişiler, herkes tarafından tanınabilir tarihsel figürler olabilirken, bazıları ise daha az bilinen küçük hayatlara sahip insanların ve hatta belki de hiç kimse tarafından fark edilmeyen insanların hikayelerini anlatıyor. İşte kurgusal tarih türünde kaleme alınmış en iyi eserler…

İki Şehrin Hikayesi – Charles Dickens

İki Şehrin Hikayesi, Charles Dickens’ın Fransız Devrimi’nin şiddetli ayaklanması etrafında şekillenen büyük tarihi romanıdır. Charles Dickens’ın eserlerinin en ünlüsü olan, hatta yazarın “yazdığım en iyi hikâye” diye tanımadığı İki Şehrin Hikayesi, Fransız Devrimi’nin Terör döneminde, Paris’in öfkeli, kana bulanmış sokaklarında, giyotinin gölgesinde yaşamak zorunda kalan bir grup insanın hayatına odaklanır. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel Garcia Marquez

Yüzyıllık Yalnızlık romanının Nobel Ödüllü yazarı Gabriel Garcia Marquez, on dokuzuncu yüzyılın yirminci yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan ve yarım yüzyıllık süren bir aşkın öyküsünü anlatır Kolera Günlerinde Aşk’ta. Fermina’nın Florentino’yu geri çevirmesinin ve onun yerine zengin, iyi bir ailede doğmuş ve doktor olan Juvenal Urbino ile evlenmesinin üzerinden elli bir yıl geçmesine rağmen Florentino, Fermina’ya olan aşkı üzerine yemin eder ve onu tekrar görüp kur yapacağı gün için yaşamaktadır. Fermina’nın kocası öldüğünde, Florentino aşkını itiraf etme şansını yakalar, ama bu genç ve taze aşk, hayatlarının alacakaranlığında hayata tutunabilecek midir? Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Parçalanma – Chinua Achebe

Nijeryalı yazar Chinua Achebe, hem kendi zamanında hem de geçmişte Afrikalıların yaşamlarına dair okuyucuya sunduğu derin anlayış nedeniyle modern Afrika edebiyatının babası olarak sıklıkla övülür. Eserlerinde çoğunlukla Batı’nın Afrika ülkelerini kolonileştirmesini işleyen Achebe’nin Parçalanma adlı romanı yazarın Afrika Üçlemesi serisinin ilk romanıdır. 1800’lerin sonlarında Umuofia’nın varlıklı ve korkusuz bir Igbo savaşçısı olan Okonkwo’nun kurgusal deneyimleri aracılığıyla anlatılan Parçalanma, bir adamın Igbo geleneklerinin İngiliz siyasi ve dini güçleri tarafından değersizleştirilmesine karşı beyhude direnişini ve topluluğunun bu güçlü yeni düzene teslim olurken yaşadığı umutsuzluğu anlatıyor. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.  

Kurtlar Hanedanı – Hilary Mantel

İngiliz yazar Hilary Mantel’in 2009’da yayınlanan eseri Kurtlar Hanedanı, Tudor Hanedanlığının skandallarla ünlenmiş kralı VIII. Henry’nin sarayında soylu olmayan bir demircinin oğluyken önce kardinalin sağ kolu sonra VIII. Henry’nin danışmanı olan Thomas Cromwell’in hızlı yükselişini anlatan kurgusal bir biyografik romandır. 2009 yılında Man Brooker Ödülü’nü kazanan Kurtlar Hanedanı, 16. yüzyılda geçen olay örgüsüyle ve cüretkâr anlatımıyla kurgusal tarih türünde yazılmış en iyi eserlerden biridir. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Benim Adım Kırmızı

Aynı anda hem şeytani bir gizem hem aldatıcı bir aşk hikayesi hem de sanatın gücü üzerine parlak bir sempozyum olan Benim Adım Kırmızı, on altıncı yüzyıl İstanbul’unun görkemi ve dini entrikaları arasında geçen, günümüzün en önde gelen yazarlarından biri olan Orhan Pamuk’un Doğu ve Batı’nın dünyayı görme biçimleriyle aşk ve ölüm hakkında kaleme alınmış unutulmaz bir tarihi romandır.

Kitabın Tanıtımından: Orhan Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım” dediği “Benim Adım Kırmızı”, 1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı’nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Aralarından biri öldürülünce, Şeküre’ye âşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer. İstanbul’da bir vaizin etrafında toplanmış, tekkelere karşı bir çevrenin baskıları, pahalılık ve korku hüküm sürerken, geceleri bir kahvede toplanan nakkaşlar ve hattatlar sivri dilli bir meddahın anlattığı hikâyelerle eğlenirler. Herkesin kendi sesiyle konuştuğu, ölülerin, eşyaların dillendiği, ölüm, sanat, aşk, evlilik ve mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş güzelliklerine bir ağıt. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sempatizan – Viet Thanh Nguyen

2016 Pulitzer Kurgu Ödülü’nün yanı sıra yedi ödül daha kazanan Sempatizan, Vietnam asıllı Amerikalı yazar Viet Thanh Nguyen’in 2015 yılında yayınlanan çığır açan romanıdır. Çift taraflı çalışan komünist bir ajan, kendi deyimiyle “çifte akıllı” bir adam olan hikâyenin anlatıcısı, Saygon’un düşüşünden sonra Amerika’ya gelerek Los Angeles’taki diğer sürgün Vietnamlılarla birlikte yeni bir yaşam kurmaya çalışırken, bir yandan da Vietnam’daki komünist üstlerine gizlice raporlar gönderen Yarı Fransız yarı Vietnamlı bir istihbarat subayıdır. Sempatizan, Amerika’nın ve kimliğin keşfiyle göçmenlik, politika ve casusluk temalarının harmanlandığı güçlü bir dostluk ve ihanet destanıdır. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Küçük Şeylerin Tanrısı – Arundhati Roy

Arundhati Roy’un modern klasiği Küçük Şeylerin Tanrısı, Faulkner ve Dickens’ın eserleriyle kıyaslandığında, eşit derecede güçlü aile destanı, yasak aşk hikayesi ve keskin bir politik dramadır. 1969 yılında Hindistan’ın en güney ucundaki Kerala eyaletinde, krom kuyruklu gök mavisi bir Plymouth model bir araba, Marksist işçi gösterilerinin ortasında otoyolda mahsur kalır. Arabanın içinde iki yumurta ikizi olan Rahel ve Esthappen oturmaktadır ve böylece onların bir enkaz olan ailelerinin hikayesine kulak veririz. Kitabın Tanıtımından: Varlıklı bir Hindu ailesinin güzel kızı Ammu (Rahel ve Esthappen’ın annesi), yanlarında çalışan bir işçiye aşık olur. Önüne geçilmez, kural tanımaz bir tutkuyla bağlanırlar birbirlerine. Genç adam, toplumun en alt kesimindendir. Sonu olmadığını bildikleri bu aşkta “küçük şeyler”le yetinirler; geleceği düşünemezler. 1960’lı yılların sonunda, Hindistan’ın güneyinde geçen bu hikâye, arka planda bağımsızlığını yeni kazanmış, siyasi çalkantılar içindeki ülkeyi, kast sisteminin ürkütücü baskısını ve toplumsal tabuları gözler önüne sermektedir.

Fransız Teğmenin Kadını – John Fowles

Yayınladığı günden bu yana eleştirmenler ve okurlar tarafından büyük beğeni toplayan Fransız Teğmenin Kadını, romantizmle harmanlanan epik bir tarihsel romandır. Dorset’in Lyme Körfezi’nde yer alan Lyme Regis köyünde geçen hikâye, aşk ve entrika üçgeninde kalan saygı duyulan bir adam olan Charles Smithson; zengin ve gösterişi seven bir tüccarın kızı ve Smithson’ın nişanlısı olan Ernestina Freeman; gizemli ve büyüleyici Sarah Woodruff etrafında döner. Charles Sarah’a gördüğü anda aşık olur ancak Sarah toplumsal normları umursamaksızın sevmek neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan kaçınmayan özgür bir kadındır o yüzden toplum tarafından gözden düşmüş bir kadın olarak görülür. Dünya tarihinin en tutucu dönemlerinden biri olan Viktorya döneminin en boğucu geleneklerine meydan okuyacak aykırı bir tarihi aşk romanıdır Fransız Teğmenin Kadını. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Gülün Adı – Umberto Eco

UmbertoEco’nun ünlü öyküsü Gülün Adı, dedektif kurgu, metafizik gerilim, post-modernist bulmaca ve tarihi romanın unsurlarını, gerçekten benzersiz olarak tanımlanabilecek bir şekilde birleştiriyor. 1327 yılında geçen hikâyede kütüphaneleriyle ünlü büyük bir ortaçağ manastırında Fransiskenlerin sapkın olduğundan şüphelenilir ve şüphelerin doğruluğunu araştırmak için Fransisken tarikatına mensup olan Baskerville’li William manastıra gönderilir. Baskerville’li William’ın manastıra varmasının ardından aniden gerçekleşen yedi keşişin ölümüyle sapkınlık iddiası soruşturması cinayet soruşturmasına döner. Eco’nun Hristiyanlık düşüncesini tartıştığı bu tarihi roman, yazarın ortaçağ konusundaki derin bilgisiyle harmanlandığında ortaya olağanüstü derecede başarılı bir eser çıkıyor. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Göremediğimiz Tüm Işıklar – Anthony Doerr

Eserleri herkes tarafından çok beğenilen, birden fazla kez ödül kazanmış yazar Anthony Doerr’ın 2014 yılında yayınlanan İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımından kurtulmaya çalışırken, yolları işgal altındaki Fransa’da kesişen kör bir Fransız kız ve yetim bir Alman oğlan hakkındaki kurgusal tarih romanıdır Göremediğimiz Tüm Işıklar. 1934 yılında Marie-Laure altı, Werner sekiz yaşındayken başlayan hikâye, 1940 yılında Almanya’nın Fransa’yı işgal etmesiyle iki çocuğun hayatlarının ayrı yönlerde değişmesini ve bir noktada kaderlerinin kesişip aralarında güçlü bir bağ kurmalarını anlatıyor. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yeraltı Demiryolu – Colson Whitehead

Yayınlandığı ilk günden bu yana Amerikan edebiyatının çağdaş klasikleri arasında yerini alan Yeraltı Demiryolu, bizleri rüya ülkesi Amerika’nın kanlı geçmişine doğru yolculuğa çıkarıyor. Georgia’da bir pamuk tarlasında köle olan dünyanın bir başına bıraktığı Cora, kendisini daha da büyük acıların beklediği kadınlığa geçiş dönemindedir. Virginia’dan Georgia’ya yeni gelmiş bir diğer köle Caesar, Cora’ya yeraltında inşa edilmiş olan bir demiryolundan ve özgürlükleri elinden alınmış esaret halindeki siyahi insanları özgürlüklerine kavuşturmayı amaçlayan aynı isimli bir gruptan söz eder. İkili büyük bir risk alarak kaçarlar ve Cora, yolculuğunun her aşamasında farklı dünyalarla karşılaşır. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.  

Günden Kalanlar – Kazuo Ishiguro

Kazuo Ishiguro’nun yayınlanan üçüncü romanı olan Günden Kalanlar, kayıp sebeplerin ve aşkların unutulmaz hikayesidir. 1956 yazında, Darlington Hall’un yaşlanan baş uşağı Stevens, yeni işvereninin istediği düzeni kurabilmek için bir zamanlar birlikte çalıştığı eski bir kâhya olan Bayan Kenton’u ziyaret etmeye karar verir ve kendisini bir anda İngiliz kırsalının derinliklerine ve geçmişine götürecek olan sakin bir tatile çıkmış olarak bulur. Altı günlük süren gezi boyunca, faşizmi, iki dünya savaşını ve Bayan Kenton ile arasındaki gerçekleşmemiş aşkı içine alan İngiltere’nin yakın tarihine ve Stevens’ın kendi geçmişine doğru bir yolculuğa dönüşür. Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir