İçimize Kaçan Öküz

 

27 ağustos…

Sıcak bir yaz günü… Yakıcı güneş altında serinleme çabası içerisindesiniz büyük ihtimalle; tabi, kuzey yarım kürede iseniz eğer… Peki ya, güney yarım kürede iseniz? İşte o zaman, sıcak yaz gününün aksine, uzun ve soğuk bir kış gecesi, pencerenize vuran yağmur damlacıklarının eşliğinde, belki de son sigaranızı yudumluyorsunuzdur.

İşte bu bakımdan, kuzey yarım küre insanına yaz demektir 27 ağustos; güney yarım küre insanına ise kış. Oysaki bu tarih, ekliptik denilen, yerkürenin güneş çevresindeki yörüngesinin 365te birini oluşturan, 24 saatlik bir zaman dilimidir sadece. Peki, âdemoğlu nasıl olur da, astrolojik bir olaya birbirinden bu derece uzak anlamlar yükleyebilir? “Bir olayın anlamdırılması sürecinde, olayın belki de kendisi kadar etkin rol oynayan başka faktörler de vardır. Bu faktörlerin en başatı ise, duruma anlam vermeye çalişan bireyin olaya hangi düzlemden yaklaştığı, olayı hangi perspektiften değerlendirdiğidir.”

Bir gün Nasrettin Hoca’ya arkadaşları şaka yapmak istemişler. Nasrettin Hoca’ya
-”Hoca Dünya’ nın merkezi neresidir” diye sormuşlar. Hoca da
-”Eşeğimin bastığı yerdir.”Demiş. Arkadaşları gülünce de
-”İnanmıyorsanız ölçün .” demiş.

İşte, aynı olaydan bu derece farklı anlamlar çıkarılması, insanoğullarının kendilerini dünyanın merkezine almalarından veyahut Nasrettin Hoca misali, kendilerine aidiyetliği bulunan metaları dünyanın merkezi olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Tabi ki herkesin, dünyaya aynı pencereden bakması söz konusu değildir. Ancak, postmodernitenin beraberinde getirdiği kariyer deliliği ile birlikte herkesin dünyanın merkezi olmaya çalıştığı bir dünyada, “içimize kaçan öküze” kim dur diyecek? Bu durumda dünyanın merkezi neresi olacak? Dünya hangi mevsimi yaşayacak?

“Ben dünyanın neresinde isem,  dünyanın merkezi orasıdır” ve  “ben hangi mevsimsem dünyanın geri kalanı da aynı mevsimdir” şeklindeki algı mekanizmaları, sorunların çözümüne giden rasyonel rotalar mıdır acaba?  Herhangi bir zaman dilimi içerisinde, troposferde aynı anda, farklı mevsimlerin aynı anda yaşandığı realitesinden yola çıkılırsa; izlenmesi gereken makul yolların bunlar olmadığı aşikâr olacaktır.

Bu durumda biz insanların yapması gerekenler nelerdir peki?

Her şeyde, B(EN)i düşünmek yerine, Dünyaya iyi bir B(İZ) bırakabilmek adına, hayata ben yerine biz penceresinden bakabilmek… Evet, yapılması gereken tek şey bu…

Biz kelimesinin daha sık telaffuz edileceği günler umudu ile…

2 okur, bu yazıyı beğendi.Kategori: yOL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir