Attila İlhan

Günlerdir aklımda dolanıyor, Attila İlhan’ın dizeleri. “Kimi sevsem sensin” diyor. Düşünüyor, düşünüyorum… “Böyle bir sevmek görülmemiştir” geliyor sonra aklıma. Derken diziliyor ardı sıra ayrı ayrı şiirlerinin, belli mısraları. “Ben sana mecburum, bilemezsin…” Tek mısra ile şiir olursa eğer, galiba Attila İlhan başı çekerdi diyorum her seferinde.  Böylesi yoğun, böylesi duru, ahenkli ve keyifli şiirleriyle tanışmış olmaktan ve şairini size sunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Hepinize keyifli okumalar ve şiir dolu günler dilerim.

“Ölmüş bir şaire gösterilebilecek en yüce saygı, ezberimizdeki bir veya birkaç şiirini, -hiç olmazsa, birkaç mısrasını- hatırlayıp, dua edercesine tekrarlamak olmalıdır. Başkalarına da tekrarlatmak! Ha bakın, hiçbir şiiri aklımıza gelmiyor, maalesef hiçbir mısrasını tekrarlayamıyorsak, işte o fena, işte o zaman eyvah! Dünyanın hiçbir dergisinde, yayınlanmış hiçbir haber ya da yorum, artık şairi kurtaramaz: Çünkü bu şairin ikinci ölümü demektir, yani gerçek ölümü. ”

(1986, Hangi Edebiyat, sf: 345)

– 15 Haziran 1925′te Menemen’de doğar. Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan’dır.

– İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat’ında, 16 yaşındayken tutuklanır ve okuldan uzaklaştırılır. Üç hafta gözetim altında kalır. İki ay hapiste yatar. Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kalır. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazanır ve İstanbul Işık Lisesi’ne yazılır. 1946′ta mezun olur ve İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydolur.

– Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başlar.

– İlk edebiyat ödülünü fakülte yıllarında (1946) “Cebbar oğlu mehemmed” adlı şiiri ile kazanır. Jüride Behçet Kemal, Ahmet Kutsi, Nurullah Ataç gibi edebiyat dünyasında pek değerli isimler vardır. Yarışmanın birincisi Cahit Sıtkı, ikincisi Fazıl Hüsnü, üçüncüsü ise Attila İlhan olur.

– 1948′de ilk şiir kitabı Duvar’ı kendi imkânlarıyla yayınlar.

– Uzun yıllar boyu Paris’te yaşar. Günün birinde yolda yürümektedir ve aklına dizeler gelmektedir. Adımlarını hızlandırır ve bir an önce eve gidip yazmak ister. Lakin dizeler Fransızca’dır ve bundan ürperir. Türkçe’sini yazmak ister fakat istediği gibi olmaz. Bunu seneler sonra şöyle ifade edecektir:

“Rüyanda İngilizce konuşursun, bu olur. Ama bilincin açıkken, şiiri Fransızca söylemek… Olay beni çok rahatsız etmişti. Babamın vefatı bu dürtüyü, Türkiye’ye dönmek dürtüsünü keskinleştirdi, hakikate çevirdi.”

(Nam-ı Diğer Kaptan, sf:210)

– 1968′te Biket İlhan’la evlenir. Evlilik koşulludur, Attila İlhan çocuk istememektedir ve babasının ölümü dolayısıyla yalnız yaşamakta olan annesi ile aynı şehirde yaşayacaklardır. Biket Hanım kabul eder. Fakat seneler sonra Biket Hanım’ın çocuk istemesi üzerine Attila İlhan, “Kırkiki yaşımdayken yapmadım, elliyi aşmışken niye yapayım? Başkasıyla evlenmekte özgürsün,” der ve 15 senenin ardından dostça ayrılırlar.

– Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirir. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan’ın 2004′ten itibaren sağlık durumu daha da bozulur. 11 Ekim 2005′te İstanbul’daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındadır.

“görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir