Anime Çılgınlığı ve Japonlar

En büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır
William Russell

Hollywood’un neşe ve eğlence dolu gençlik filmlerinden, abuk romantik komedilerinden, her biri birbirine benzeyen Vietnam savaşı temalı kahramanlık hikayelerinden, dahası bir moda oluşturmak amacıyla ortaya atılmış kültlerinden sıkıldınız mı? Bütün bunlara bir de yeni moda olarak ABD’nin gizli gizli ne haltlar karıştırdığına şahit olmamıza yardım eden, ‘aydınlatıcı’, “gerçek bir öyküden alınmıştır” temalı filmlerini de ekleyince insan bunalmadan edemiyor. Alternatif olarak Türk filmlerini önermeyi çok istesem de henüz seksen darbesini üzerinden atamamış, “gerçekçilikten” bir türlü uzaklaşamayan sinemamızı maalesef ki tavsiye edemiyorum. Bollywood filmlerini de neredeyse tamamen çöpe atarak ilginç ve heyecan verici bir bölgeye yönlendiriyorum sizleri; Japonlar ve onların birbirinden çılgın animeleri…

Maksadım anime kavramını tanıtmak değil, daha ziyade animeler üzerine genel bir bakış göstermek. Japonların uçuk kaçık, çocukluğumuza etki etmiş çizgi filmlerinden Pokemon, Şeker Kız Candy, Dragon Ball, Uzay Kovboyları, Transformers, Ay Savaşçısı, Voltran… gibi ünlü isimleri hatırlayacağınızı tahmin ediyorum. Bu çizgi filmleri gözümüzde özel kılan şey sabah altıda kalkıp onları izlememizin yanı sıra tamamen farklı dünyalar ve teknolojiler üzerine kurulu olmasıydı. Saydıklarım içerisindeki istisnaları ayrı tutarak örneğin bir Transformers’ın ne tür bir hayal gücünü tetiklediği üzerinde duralım. Normalde robot olup tebdil-i kıyafet olarak araba kılığına bürünen bu canlı sistemler aslına bakarsanız bütün çocuklarda hayal gücü kapısını aralayan bir unsurdur. Dahası bu kapıyı teknoloji yönünde de açmış olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Günümüzde yapımlarına çabalanan androidlerin ilk olarak bir kurguda, yani hayal gücünde ve ardından bir çizgi filmde ortaya çıkmış olması şaşırtıcı olmasa da önemlidir. Nitekim bilime yeni ufuklar açmış ve üzerinde düşünülecek, çalışılacak bir konu vermiş, ayrıca başarılı olunması durumunda nasıl bir yapının bizi beklediği üzerine de öngörülerde bulunmuştur. Bu öngörüler de elbette yapılacak androidlerin programlanması aşamasında dikkate alınacak öngörülerdi.

Animelerin konuyla bağlantısına geri dönecek olursak… Bugün animeler filmlerden daha düşük bütçelere mal edilebildiği gibi gelişen teknolojinin de yardımıyla bize gerçek birer filmin atmosferini, duygularını tattırabilecek yapıdalar. Hatta filmlerin yapamayacağı bazı şeyleri çizgiler aracılığıyla yapabildiklerini de unutmamak gerek. Bir bilimkurgu filmi çekmek istiyorsanız milyon dolarları gözden çıkartmanız gerektiği bir kesin. Bilimkurgu filminizi inandırıcı hale getirmek istiyor, dünyayı elinizden geldiğince farklılaştırarak da bunu yapmaya kalkışıyorsanız, birkaç milyon doları daha bu bütçeye ekliyorsunuz. Oysa animelerde bu denli yüksek bütçeler yok. Bu sayede istediğiniz özellikte bir dünyayı çiziyor, kurguluyor, diziler halinde ekrana sürebiliyorsunuz. Bu da bize tam anlamıyla bilimkurgu fırtınası oluşturma imkanı veriyor. Yeni fikirleriniz sinema filmine oranla kolaylıkla piyasa sürülmüş, belki de bir takım bilim adamlarınca incelemeye alınmış hale geliyor.

Diğer bir deyişle animeler bizi, daha da önemlisi genç nesilleri ve çocukları, kolay ve kısa yoldan hayal gücünün eşsiz deryasına ve inanılmaz bir hızla atıyor. Öyle kalabalık bir deryada olduğumuz için de soluğumuz kesilerek alternatifleri değerlendirmeye koyuluyoruz. Elbette ki animeler bizlere sadece bilim kurgulama yeteneğimizi geliştirmek için sunulmuyor. Sadece zevk için, ya da kurguya olan hayranlığınız için izlenebilecek tonlarca anime var. Ki kurgusundaki şahaneliğiyle Death Note herkese tavsiye edebileceğim bir polisiye-anime.

Animelerin gerekliliğiyle ilgili az ve öz konuşmanın ardından biraz da “öztoplumsaleleştiri” yapma gereği hissediyorum. Bizde kurgu metni okuyan kişilere “oğlum onlar gerçek değil” gibisinden laflar edilir. Bir zamanlar uçan arabaları barındıran metinler okuyanlara da aynı lafları sarf edenlere şimdi dönüp gerçek mi değil mi diye sormak gerektiğini düşünmeden edemiyorum. Ha unutmadan, eskiden ekranlarımızda uzay yolu gibi diziler, uzay kovboyları gibi hayal gücünü doğru kullanan çizgi filmler yer alır, biz de hayran hayran uzaya çıkma hayalleri kurardık. Şimdi küçük çocuklar sevgilileriyle nerede buluşacağını düşünüyor.

Canımız sağ olsun. Japonlar yapıyor nasıl olsa…

Hamiş: yazımı yazdıktan sonra google’da en çok arananlar arasında Selena ismini gördüğümü belirtmek isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir